Kripto Paraların Gayrimenkul Sektöründe Geleceği Var Mı?

Geçtiğimiz günlerde, Miami Beach’in Surfside semtindeki 5.067 metrekarelik, dört yatak odası ve dört banyolu özel bir çatı katı dairesi için bilinen en büyük kripto para gayrimenkul işlemi gerçekleşti. Görkemli okyanus manzarasına sahip daire, 22,5 milyon dolarlık kripto parayla rekor bir fiyata satıldı.

Alıcının adı veya anlaşma için ödediği kripto açıklanmazken bu işlem, yepyeni bir sektörün de doğuşunun müjdecisi olması açısından çok önemli. Henüz pek çok kurum ödeme olarak kripto para birimini kabul etmemekle beraber bazı aracı kurumlar kripto işlemlerini yürütmek için uzmanlar tutmaya başladı bile. Ayrıca bu rekor işlemin ardından pek çok girişimci şirket, gayrimenkul danışmanları için kripto para kursları sunmaya başladı ve bu süreçte yeni bir endüstri yarattı.

Kripto paralar; tanımlanma zorluğu, denetim problemleri ve manipülasyona açıklıkları gibi nedenlerle hala güvensizliklerini koruyor ve bu tartışmalar yakın zamanda da bitecek gibi görünmüyor. Siz ne dersiniz? Bu dijital varlıklar geleceğin finansal dünyasının önemli bir bileşeni olmayı başarabilecek mi yoksa dijital çağın geçici çılgınlıklarından biri olarak unutulup gidecek mi?

Toparlanma Ne Zaman ve Nasıl Başlayacak?

Aşılanmanın hızlanmasıyla durulmaya başlayan pandeminin ekonomi üzerindeki etkileri devam ediyor. İstanbul özelinde yapılan bir araştırmaya göre, kiralanan ev sayısında düşüş yaşanırken konut kiraları ise enflasyonun üzerinde bir artış gösteriyor. Tüketicilerin alım işlemlerini erteleyerek kendilerini korumaya alma çabaları ise artan enflasyon riskiyle olduğu kadar yüksek faiz oranları ve döviz kuru ile de doğrudan ilgili.

Haziran 2020’de kamu bankalarının konut kredisi faiz oranlarını düşürmesi, gayrimenkul satışlarındaki yüzde 55,5’lik gerilemeyi bir miktar toparlasa da kampanyaların sona ermesi ve finansal şartların zorlaşmasıyla birlikte henüz istenen toparlanma gerçekleşememiş durumda. Öyle ki sahibindencom’un Emlak kategorisi üzerinde yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, satılık ve kiralık ev fiyatlarının artışını sürdürdüğünü, ilanlardaki evlerin ise alıcı bulamadığını gösteriyor.

Peki bu durum ne zamana kadar sürecek? İnşaat malzemelerinde gittikçe artan zamlar, yüksek döviz kurları ve diğer maliyetler gayrimenkul fiyatlarına anında yansırken tüketicinin geri çekilmesi karşısında ne gibi önlemlerin alınacağı konusu ne yazık ki hala belirsizliğini koruyor… 

Yatırım Amaçlı Gayrimenkul Alımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

“Emlak balonu” patladı mı patlayacak mı tartışıladursun, ülkemizde gayrimenkul hala en önemli yatırım aracı olarak görülmeye devam ediyor. Öyle ki Aralık 2020’de yayınlanan Türkiye Hanehalkı Finansal Algı ve Tutum Araştırması sonuçlarına göre yüzde 81 ile Türk halkının en memnun olduğu yatırım aracı olan gayrimenkul, güvenli liman olma özelliğini sürdürüyor.

Peki, “kira geliri veya değer artış kazancı ya da her ikisini birden elde etmek amacıyla elde tutulan gayrimenkul” olarak tanımlanan yatırım amaçlı gayrimenkul satın almadan önce nelere dikkat etmek gerekir?

1) Tapu ve arsayı inceleyin

İster yatırım amaçlı ister yaşamak için olsun, bir ev satın almadan önce ilk bakılması gereken şey evin yasal durumudur. Evin tapusu kat mülkiyetli mi yoksa kat irtifaklı mı? Evin arsası, su havzası ya da deprem bölgesinde olabilir mi? Satın alma işlemi gerçekleştirilmeden önce bu soruların cevabı mutlaka öğrenilmelidir. Zira tapu ve arsa özelliklerine göre konutun satışı zor olabilir, satılsa dahi değeri beklenen rakamlara ulaşamayabilir.

2) Lokasyonu iyi seçin

Eğer kazançlı çıkmak istiyorsanız gayrimenkul arayışının aceleye getirilmemesi önemlidir. Çünkü elde edilecek kira veya satış geliri, gayrimenkulün bulunduğu bölge ile doğrudan ilişkilidir. Yüksek kazanç getiren mülkler için talebin sürekli ve yoğun olduğu okul, hastane, alışveriş merkezi gibi özelliklere sahip bölgelere yatırım yapılması gerekir. Öte yandan; ulaşım olanakları, kentsel dönüşüm ve metro yatırımları gibi diğer etkenler de unutulmamalıdır.

Yatırım amaçlı gayrimenkul alımının planlandığı bölgedeki konut satış ve kira değerlerinin yıllar içerisindeki seyrinin takip edilebilmesi için teknolojik imkanlardan yararlanmak da son derece avantajlı olabilir.

3) Bütçenizi iyi yönetin

Kiracılı mülk satın almadığınız sürece yatırımınızın geri dönüşünü almanız bir müddet sürecektir. Bu gerçeğin herkes farkında olsa da çok az insan bu durum için bir ön hazırlık yapar.

Örneğin, satın alacağınız gayrimenkulün iç özelliklerinde iyileştirme yapacak mısınız? Banyo, mutfak dolapları ve zemin yenilenecek mi? Bu iyileştirmeler gayrimenkulünüzün değerini arttırmakla birlikte bütçenizi de beklenenin üzerinde zorlayabilir.

Veya gayrimenkulünüzün bir bölümünü konut kredisi kullanarak satın almayı planlıyorsanız öncesinde mutlaka kredi notunuzu öğrenmeniz gerekir. Krediye açık veya kampanyalı gayrimenkullerde, bütçenizi ve ödeme takviminizi planlamadan harekete geçmemek önemlidir.

Son olarak size verebileceğim en iyi tavsiye, eğer ilk defa yatırımlık gayrimenkul alıyorsanız veya arsa/tarla yatırımı ya da ticari/topraktan gayrimenkul alımı yapacaksanız bu çetrefilli süreçlerde işi profesyoneline bırakmanız olacaktır. Zira işinin ehli bir gayrimenkul danışmanından yardım almanız çok daha kazançlı bir yatırım yapmanızı sağlayabilir. Büyük bütçelerin söz konusu olduğu yatırım amaçlı gayrimenkul satın alımında araştırma ve karar verme süreçleri son derece zorlu olmakla beraber, uzman bir gayrimenkul danışmanı bu süreci kolaylaştıracak, bütçenize ve beklentilerinize uygun bir mülk bulmanızda yol gösterici olacaktır.

Koşmasaydım…

Hani “Bir kitap okudum ve hayatım değişti.” derler ya, işte Haruki Murakami’nin Koşmasaydım Yazamazdım’ı da benim için böyle bir kitap. Murakami’nin koşu tutkusunu duru bir dille anlattığı satırlar, öz disiplinin önemine dair farkındalık kazandırırken kendi tutkumu da keşfetmemi sağladı. Şimdi lafı çok uzatmadan, hazır yasaklar da geri gelmiş ve spor salonları kapanmışken, yeni başlayanlar için hazırladığım koşu rehberine bir göz atalım. 🙂

Gerçekçi olun

Ne olursa olsun bir işe başlamadan önce kendinize bir hedef koymanız çok önemlidir. Fakat bu hedef gerçekçi olmazsa yaşayacağınız olası bir hayal kırıklığı, çabucak vazgeçmenize neden olabilir.Henüz ilk günden kendinize koyacağınız “Bugün 10 km koşacağım!” hedefi, çok büyük ihtimalle amacına ulaşamayacak ve motivasyonunuzu düşürecektir. Bunun yerine, “Birkaç haftalık düzenli antrenmandan sonra 10 km koşacağım.” gibi bir hedef çok daha yerinde olacaktır.


Vücudunuza zaman tanıyın

Yeni başlamanın hevesiyle kendinizi son derece zinde ve coşkulu hissedebilirsiniz. Fakat bu psikolojik coşku hali, vücudunuz için ilk zamanlar pek de geçerli olmayabilir. Koşularınıza öncelikle yavaş tempoda başlayın ve vücudunuzu dinleyin. O size ne zaman hızlanmaya hazır olduğunu söyleyecektir.


İyi ayakkabılar = İyi koşu

Spor salonlarının aksine koşu neredeyse maliyetsiz olsa da koşu ayakkabılarınıza yatırım yapmanız, daha iyi ve sağlıklı koşabilmeniz için olmazsa olmazdır. İyi bir koşu ayakkabısı, duruşunuzu düzeltirken sağlayacağı iyi teknik ile incinme şansınızı da azaltacaktır. Bütçenize uygun ve ayağınıza tam oturan mükemmel koşu ayakkabınızı bulmak için acele etmeyin ve bol bol denemekten çekinmeyin.


Bahanelere sığınmayın

Spora başlayan çoğu insanın bir iki antrenmandan sonra sessiz sedasız vazgeçmesinin sebebi, o ilk bahanedir! Yağmur yağıyor olabilir, yapacak çok işiniz olabilir veya en basitinden canınız istemiyor olabilir. Ciddi bir rahatsızlığınız olmadığı sürece kendinizi zorlayın, ayakkabılarınızı giyin ve koşmaya başlayın! Gerisi kendiliğinden gelecektir.

Teknolojiden yararlanın

Koşu antrenmanlarına yeni başlıyorsanız en iyi dostunuz koşu app’leri olabilir. Benim de kullandığım bir koşu app’i olan Nike Run Club, çeşitli koşu planları ve ayrıntılı analizleriyle hem amatörler hem de profesyoneller için alanının en iyilerinden.Ve elbette müzik… Koşarken dinlemek üzere önceden hazırlayacağınız bir “playlist” hem sizi motive edecek hem de antrenmanınızı yarıda kesip müzik seçme derdinden kurtaracaktır.

Esnemeyi ve su içmeyi atlamayın

Yukarıdaki tüm maddeler bir yana, bu ikiliyi yapmayacaksanız belki de koşuya hiç başlamamak sizin için daha iyi bile olabilir!Koşu öncesi ve sonrası yapacağınız esneme hareketleri, kaslarınızı koşuya hazırlayacak, sakatlanma riskinizi azaltacak ve koşu bitiminde olası ağrıları engelleyecektir. Su içme konusunda ise aslında söyleyecek pek bir şey yok. App’siz olur, müziksiz olur hatta belki koşu ayakkabısız bile olur ama susuz OLMAZ!

Bu mini rehberi; gece-gündüz, yağmur-çamur demeden sürdürdüğüm koşu antrenmanlarımın meyvesi, 10 kilometrelik Runatolia 2021 parkurundan bir fotoğraf ile sonlandıralım. :)Benimle iletişime geçmek isterseniz sosyal medya hesaplarımı takip edebilir; Koşmasaydım Yazamazdım ve diğer kitap önerilerimden bahsettiğim videomu izlemek için ise aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

Daha İyi Müşteri İlişkileri İçin 5 Altın Kural

Hangi sektörde çalışıyor olursanız olun, günümüz iş dünyasında müşteri hizmetleri başarılı bir pazarlama için olmazsa olmazlardan.

Peki daha iyi müşteri ilişkileri kurabilmek için hangi müşteri hizmetleri tüyolarından yararlanabiliriz? Bu kısa yazımda, sizlere, kendi uyguladığım beş altın kuraldan bahsetmek istiyorum.

İlk İzlenim

“İlk kez karşılaştığımız biri hakkında fikir sahibi olmak için 30 saniye yeterlidir.”

Bu kural, hayatımızın her alanında geçerli olduğu gibi müşteri ilişkilerinde çok daha kritik bir öneme sahiptir. Sürekli vurguladığım, müşteri ile kurulması zaruri olan güven ilişkisinin temelleri konuşmaya başladığımız andan itibaren atılır. Müşterilerimize kendilerini rahat hissettirip emin ellerde olduklarını düşündürmek, paha biçilemez bir müşteri hizmetleri anlamına gelmektedir.

“WOW!” Etkisi

Müşterilerimiz bizlere halihazırda belirli beklentilerle ve kalıpyargılarla gelir. Onlara beklentilerinden daha fazlasını vermek ve onları şaşırtmak, sadık müşteriler kazanmanın da altın kuralıdır.

Empatinin Gücü

Siz, o evi bu fiyata gerçekten alır mıydınız?

Müşterilerimize, talepleri ile orantılı çözümler sunabilmek için öncellikle o talepleri kendimizinkiler gibi benimsemeli ve “gerçekten” ilgilenmeliyiz. Bu empati durumu, güven ilişkisini de güçlendiren temel yaklaşımlardandır.

Adaptasyon Yeteneği

Elbette iş dünyasında kendimize has bir tarzımızın ve duruşumuzun olması önemli. Fakat satış-pazarlama alanında çalışıyorsak karşımıza her gün çeşit çeşit insan çıkacaktır. Her müşterimizin ayrı bir karakteri olduğunun bilinciyle, onların ruh halini sezerek buna göre adapte olmamız, müşteri ilişkileri açısından son derece değerlidir.

Amatör Ruhlu Profesyonellik

İşte benim favorim! İş yaşamında profesyonelleştikçe “robotlaşmak”, belli kalıp ve sınırlarla çevrelenmek neredeyse kaçınılmaz. Fakat karşımızdakinin bize taze heveslerle geldiğini ve aynı heyecanı bizden de beklediğini unutmamak gerekiyor. Yıllar içerisinde bu heyecanı kaybetmemek için amatör ruhumuzu, özgür düşünme becerimizi ve cesaretimizi korumamız, insani özelliklerimizin ön plana çıktığı bir iletişim dili kurmamız şart.

Müşteri ilişkilerinizde sizin önem verdiğiniz noktalar nelerdir? Tüyolarınızı yorumlarda bekliyorum. 🙂

Çalışan Anneler İçin İş – Özel Yaşam Dengesi İpuçları

Yöneticilerin yüksek beklentileri sebebiyle çalışanlar için iş ve özel yaşam arasındaki dengeyi kurmak halihazırda son derece zorken bir de çalışan ve küçük çocuğu olan bir anneyseniz işler iyice karışıyor!

Bu yazımda, tecrübelerime dayanarak, çalışan anneler için naçizane birkaç tavsiye vermek istedim. Sizler de önerilerinizi yorumlarda benimle paylaşabilir veya sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz. 😊

Rutin oluşturun

İş ve özel yaşam arasındaki dengeyi sağlamanın ilk adımı, ev içerisinde bir düzen oturtmak ve bunu sürdürebilmektir. Bu rutin, çocuğunuzun kahvaltı saatinden okul ve aktivite saatine, ailecek yenilen akşam yemeği zamanından uyku öncesi etkinliklere kadar ne kadar ayrıntılı olursa o kadar sağlam bir düzen oturacaktır.

Haftalık planlar hazırlayın

Bir sonraki adımda, iş düzeninizi de hesaba katarak yemek, ev işleri ve çocuk bakımı gibi sorumluluklarınızı kapsayan, geliştirilmiş bir plan oluşturun.

Çocuğunuzun bu haftaki programı nedir? Akşam ne yiyeceksiniz? Ev işlerini ne zaman yapacaksınız? Kritik bir iş toplantınız olma ihtimali var mı? Böyle bir durumda ne yapabilirsiniz? Eşinizle nasıl bir iş bölümü yapabilirsiniz?

Unutmayın! Planınız, bu ve benzeri sorulara yanıt verebilir nitelikte olmalıdır.

İşi işte bırakın

Gece geç saatlere kadar çalışmak, hafta sonu veya tatillerde iş yapmak özellikle kariyerinin başlangıcında olan pek çok insan için çoğu zaman kaçınılmaz. Fakat 7/24 çalışmaya hazır durumda olmak uzun vadede stres seviyenizi yükselteceği gibi özel yaşamınızda da birtakım sorunlar doğuracaktır.

Bu durumun önüne geçebilmek için iş düzeninizi mutlaka bir plana oturtun, çalışma saatlerinize bir sınır getirin ve bu sınırlara elinizden geldiğince uymaya çalışın.

Kendinize vakit ayırın

Durun! Hayat koşuşturmacasının içinde ara sıra durmayı ve kendinizi dinlemeyi öğrenin… Telefonunuzu kapatın, e-postalarınıza bakmayıverin! Kendinizi fiziksel olarak ne kadar güçlü hissederseniz hissedin, her insanın dinlenmeye, kendine ait anlar ve alanlar yaratmaya ihtiyacı vardır.

Günlük yarım saatlik bir yürüyüş, çocuğunuz uyuduktan sonra okuyacağınız birkaç sayfa kitap, eşinizle hafta sonu izleyeceğiniz bir film ya da banyo sonrası sürüneceğiz mis kokulu bir krem… Kendinize ayırdığınız zaman, bedeninizi ve zihninizi tazelerken sevdiklerinizle daha sağlıklı ilişkiler kurmanıza hatta iş hayatınızda da daha verimli olmanıza yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzla ve eşinizle ilgilenin

Çocuğunuzla geçirdiğiniz zamanlarda tamamen ona odaklanmaya ve başka işlerle ilgilenmemeye özen gösterin. Olabildiğince göz teması kurun ve bol bol konuşun. Gün içerisinde yaşadıklarınızı, planlarınızı, hayallerinizi ona anlatın ve sorularını sabırla yanıtlayın. Özellikle ailecek yapılabilecek ev dışı aktiviteler için mutlaka zaman yaratın.

Aile içi sağlıklı ilişkiler kurmanın bir diğer önemli adımı ise eşinizle geçirdiğiniz zamanlarda gizlidir. Eşinizle olan iletişiminizi güçlü tutun, baş başa aktiviteler planlayın ve bunlardan suçluluk duymayın!

Yardım istemekten çekinmeyin

“Yetersizlik” hissi; pek çok annenin yakasını bırakmayan, zihinsel ve duygusal sağlığınıza çok ciddi zararlar verebilen bir histir. Bu hissin esiri olmayın, her yere yetişmeye çalışmayın. Gerek duyduğunuz anlarda aile üyelerinizden ve güvendiğiniz arkadaşlarınızdan destek istemekten kaçınmayın. Unutmayın ki herkes bu yollardan geçti ya da geçecek. Hayat yardımlaşınca güzel. 💕

2021 Gayrimenkul Piyasasından Beklentiler

Vodafone’nun ardından, Koç Holding’in de uzaktan çalışma sistemini kalıcı hale getirmesi ve 35 bin çalışanı için evden çalışma kararı alması geçtiğimiz ayın en önemli gelişmelerindendi. Zira bu durum, pandeminin bize öğrettiği en önemli şeylerden birinin de somut bir kanıtı: Evden de çalışılabiliyor.

Peki yerel ve küresel düzeyde gerçekleşen bu “eve dönüş”, gayrimenkul piyasasını nasıl etkileyecek? Şahsi kanaatimce bu durumun sektörümüzdeki en belirgin etkisi ofis talepleri üzerine olacaktır. 2021 ve sonrasında ofislere olan talebin azalacağı ve ofislerin küçülmeye gideceği ön görüsü, biz gayrimenkul profesyonellerinin çalışma planlarında değişiklikler yapmasını gerektirebilir.

Pandeminin gayrimenkul sektöründeki bir diğer önemli etkisi ise daha önce “Pandemiyle Değişen Gayrimenkul Alışkanlıkları” başlıklı yazımda da değindiğim üzere ev tercihleri üzerine olacaktır. Bu bağlamda; bahçeli evlere, villalara ve bünyesinde barındırdığı eczane, market, spor salonu gibi olanaklarla kendine yetebilen sitelere olan talebin artacağını ön görebiliriz. Dolayısıyla, “Dikey mimari mi, yatay mimari mi?” tartışmasında yatay mimarinin şimdilik öne geçtiğini söylemek mümkün.

E-ticaret sektöründe faaliyet gösteren firmaların sayısının artması ve depolama alanlarına yönelik talebin genişlemesi ise 2021’de lojistik sektörünün öneminin artacağının bir işareti olarak yorumlanabilir.

Ve son olarak tüketici talebinin artışının ise hükümet politikalarıyla orantılı olacağı kanaatindeyim. Türkiye’de 0,99 konut kredisi oranı vatandaşlar için psikolojik bir sınır. Dolayısıyla, bu düzeylerde bir faiz oranı olduğu takdirde konut talebi de artacaktır. Çünkü “ev”, artık hayatımızda hiç olmadığı kadar önemli bir konumda ve diğer yatırım unsurlarının karşısında çok daha güçlü.

Yine de içinde bulunduğumuz dönem hala bir belirsizlikler dönemi. Dolayısıyla, 2021’den daha güçlü çıkabilmek için 2020’den aldığımız bir ders olarak hiçbir şey için kesin konuşmamanın, alternatifler üzerine çalışmanın ve değişime hızlı adapte olabilmenin önemini unutmamak gerekiyor.

Çalışan Kadınlar İçin Stil Önerileri

Biz çalışan kadınların belki de en büyük problemlerinden biri “Ne giyeceğim?” derdidir. Eğer insanlarla sürekli olarak iletişim içerisinde olduğunuz, bakımlı ve dinamik görünmenin önemli olduğu bir sektörde çalışıyorsanız kendinize bir stil bulmadığınız sürece bu sorunla baş etmeniz de ne yazık ki pek kolay olmayacaktır.

Ben, ev ve iş yoğunluğumun yanı sıra bir de bu konuya kafa yormak zorunda kalmamak için “business casual” olarak tanımlayabileceğim; nötr renklerden oluşan, sakin, ön plana kendimi koyduğum, rahat, çabasız ama iddialı bir stil tercih ediyorum. “Business casual” kıyafet kodu, genellikle cuma günleri bazı ofislerde izin verilen “smart casual” ile sıklıkla karıştırılır. Evet, her iki kıyafet kodu da içerisinde sınırlı bir rahatlığı barındırmakla beraber aslında iki tarz da birbirinden farklı ve ikisinin de kendine göre incelikleri var. Standart bir tanımı bulunmayan “business casual” stilini, kısaca “profesyonel ama rahat” bir tarz olarak tanımlayabiliriz. Sanırım kendi işini yapmanın en güzel avantajlarından biri de bu rahatlığı haftanın tek bir gününe sığdırmak zorunda olmamak. 🙂

Peki, ben bu stili iş yaşamıma nasıl uyarlıyorum?

Öncelikle, günümü ofiste veya dışarıda görüşmelerle geçireceksem daha kurumsal ve profesyonel bir görünüm tercih ediyorum. Ceket altına kot pantolon, elbise altına spor ayakkabı giymeyi sevdiğimden, ofis giyimimde karışık bir tarz uyguladığımı söyleyebilirim. Bu stile uyan, en sevdiğim markalar ise Zara, Mango, H&M, Tüzün, Beymen Club ve Massimo Dutti.

Eğer günüm tapu ve yer göstermelerle ya da şantiye, arsa vb. yerlerde geçecekse daha spor ve rahat giyinmeye özen gösteriyorum. Spor ayakkabılarım vazgeçilmezlerim arasında olduğu için kolaylıkla farklı kombinlere ve ortamlara uyarlayabiliyorum.

Genel olarak iş hayatımda -ofiste veya dışarıda fark etmeksizin- biraz “cinsiyetsiz” bir stil tercih ettiğimi söyleyebilirim. Günümüzde cinsiyetçi algılar günden güne önemini yitirirken Acne Studios, Gucci, Zara gibi global firmalar bu değişimi tasarımlarına da yansıtıyor ki son zamanlarda Vogue gibi popüler dergilerde de moda dünyasında cinsiyet rolleri arasındaki keskin sınırların kalkmakta olduğuna dair pek çok yazı paylaşılıyor. Bu tarzı pek çok kişi “kadınsılaşmak/erkeksileşmek” olarak okusa da aslında “cinsiyetsiz stil” için uzun yıllardır alışık olduğumuz “üniseks” kavramının bir nevi üst versiyonu diyebiliriz. 

Son olarak hem özel hem de iş hayatımda aksesuarlara bayılıyorum! Ayakkabı, çanta, gözlük, saat ve takı gibi aksesuarlarımı yatırım olarak gördüğüm ve uzun yıllar kullanmak istediğim için klasik tarzda ve tasarım markalardan tercih ediyorum.

Umarım ofis stili oluşturma konusunda biraz olsun yardımcı olabilmişimdir. 🙂 Bu ve benzeri #lifestyle içerikli paylaşımlarımı kaçırmamak ve gayrimenkul sektörüne dair ayrıntılı bilgi edinmek için sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın!

Diğer yazılarda görüşmek üzere ☺

Gayrimenkul Sektöründe Yeni Bir Dönem Başlıyor

TÜİK verilerine göre, 2020 yılı Ocak-Ağustos döneminde 1 milyon 24 bin 534 konut satışı gerçekleşti ve artış oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre %42,6 oldu. Bu durum, 390 milyar lira kayıtlı ekonomik değeri ile gayrimenkul sektörünün pandemi döneminde dahi ülke ekonomisindeki yerinin önemini açıkça gösteriyor. Ne var ki yalnızca yüzde 50’si emlak işletmeleri aracılığıyla yapılan bu satışlarının sayısının, kayıt dışı faaliyetler nedeniyle bilinenin çok daha üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

YouTube’daki “Türkiye’de Gayrimenkul Danışmanlığı vs. ABD’de Gayrimenkul Danışmanlığı” başlıklı videomda da bahsettiğim gibi aslında gayrimenkul danışmanlığı, gelişmiş emlak piyasası bulunan ülkelerde gerekli yetkinliğe ve iş tecrübesine sahip kişiler tarafından yürütülüyor. Bu bağlamda, Türkiye’de gayrimenkul danışmanlığı hem -bir öz eleştiri olarak- gayrimenkul profesyonellerinin bir kısmında görülen atalet hem de hukuki düzenlemelerin yetersizliği sebebiyle istenilen seviyeye bir türlü ulaşamıyordu. Ancak gayrimenkul ticaretine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’e 14 Ekim 2020 tarihinde gelen güncellemeyle bu durumu değiştirmeye yönelik güzel bir adım atıldı.

Peki, gayrimenkul sektöründeki faaliyetlerde hizmet kalitesinin artırılmasını, haksız rekabetin ortadan kaldırılmasını ve kayıt dışılığın önlenmesini amaçlayan yönetmelikle birlikte neler değişti?

Her şeyden önce, artık yetki belgesi alınmadan gayrimenkul danışmanlığı faaliyeti yapılamayacak ve belgesi bulunmayan işletmeler ilan sitelerine üye olamayacak. Yetki belgesi olmadan danışmanlık yapanlar hakkında idari yaptırım uygulanacak. Ayrıca yönetmeliğe aykırı davranış ve işlemlerde yetki belgesi iptal edilebilecek.

Yeni bir emlak işletmesi açılabilmesi için taşınmaz ticareti konusunda en az 100 saatlik eğitim alınması ve mezuniyet durumuna göre en az 12 ay veya 6 ay emlak danışmanlığı yapılmış olması şart koşulacak. En az 100 saatlik mesleki eğitim almayanlar ve mesleki deneyime sahip olmayanlar emlak işletmesi açamayacak.

Emlak işletmesi sahipleri ile şirket yetkililerinin Seviye 5, emlak işletmesinde sigortalı çalışanların ise Seviye 4 mesleki yeterlilik belgesi ile faaliyet gösterme yükümlülüğü olacak.

Alım satıma aracılık hizmetine ilişkin hizmet bedeli oranı, satış bedelinin katma değer vergisi hariç yüzde 4’ünden, kiralamalarda ise kira bedelinin bir aylık tutarından fazla olamayacak. Bu sınırların üzerinde hizmet bedeli tahsil eden emlakçılara idari yaptırım uygulanacak.

Ve son olarak, yayınlanan önemli bir diğer değişiklik ise internet ortamındaki ilanlar ile ilgili. İlgili maddeye göre; taşınmaz ilanlarında, taşınmaza ilişkin bilgilerin eksik/yanlış verilmesi ya da harita üzerinde taşınmazın yerinin hatalı işaretlenmesi gibi tüketicileri yanıltıcı hiçbir bilgiye yer verilemeyecek. Yetkilendirme sözleşmesinin sona ermesinden itibaren üç gün içinde ilanın yayınına son verilecek. Bu yükümlülüklere uymayan işletmelere idari para cezası uygulanacak.

Şeffaf, hesap verebilen ve kayıt altında bir gayrimenkul sektörü yaratmayı hedefleyen bu düzenlemenin, sektördeki danışman ve hizmet kalitesinin artmasına yardımcı olacağına yürekten inanıyorum… Ama şunu da hatırlatmakta fayda var: Yönetmelik, vatandaşların ticari faaliyet kapsamında olmayan taşınmaz ilanlarına herhangi bir kısıtlama getirmiyor ve bu ilanlar eskiden olduğu gibi verilmeye devam edilebiliyor. Umalım ki bu ayrıcalık suiistimal edilmesin. 

Nasıl Gayrimenkul Danışmanı Olunur?

Gayrimenkul sektörüne atıldığım günden bu yana çevremden konuyla ilgili pek çok soru alıyorum. En çok merak edilen konu ise “Nasıl gayrimenkul danışmanı olunur?”. Yani, sektöre yabancı biriyseniz nasıl sıfırdan başlarsınız? İşte bu yazımda sizlere gayrimenkul danışmanı olmanın temellerinden bahsedeceğim.

Öncelikle, Türkiye’de gayrimenkul danışmanlığı yapabilmek için herhangi bir lisans mezuniyeti gerekli değil. Fakat 2018’de yürürlüğe giren madde gereği, Seviye 4 ve Seviye 5 olarak adlandırılan mesleki yeterlilik belgelerinden birine mutlaka sahip olmanız gerekiyor. Sektöre dair daha nitelikli bilgi edinmek istiyorsanız Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü, Gayrimenkul ve Varlık Değerleme Bölümü gibi çeşitli isimlerde üniversiteler tarafından eğitim de veriliyor. Ayrıca bu eğitimin yasalaşması için bir süredir RE/MAX tarafından da çeşitli çalışmalar yapıldığını biliyoruz.

Eğer gayrimenkul danışmanı olmaya karar verdiyseniz önünüze iki seçenek çıkacaktır. Ya kendi ofisinizi açmalısınız ya da RE/MAX gibi bünyesinde çeşitli ofisler barındıran bir kuruluşta danışman olarak sektöre giriş yapmalısınız. Eğer kendi ofisinizi açmak istiyorsanız tahmin edersiniz ki kira, stopaj, dekorasyon gibi pek çok harcamanız olacaktır. Öte yandan bir ofise bağlı olarak çalışmak sizi pek çok masraftan kurtaracağı gibi daha da önemlisi bölgesel uzmanlaşmanızı ve network kurmanızı hızlandıracaktır. Elbette her iki yöntemin de kendine göre avantaj ve dezavantajları bulunuyor. Fakat benim size tavsiyem, eğer alanda yeniyseniz acele etmemeniz ve en az üç sene kurumsal bir ofise bağlı olarak çalışmanız olacaktır.

Pek çok işin kendine özgü zorlukları ve hassasiyetleri vardır. Fakat satış işindeyseniz yürüdüğünüz ip, diğerlerininkinden biraz daha keskin ve incedir. Başarılı bir gayrimenkul danışmanı olmak istiyorsanız öncelikle kendinizi bu sektöre ve iniş çıkışlara hazırlamanız gerekiyor. Aksi takdirde herkesin birbiriyle yarış içinde olduğu bir alanda karşılaştığınız engeller sizi kolaylıkla yıldırabilir veya motivasyonunuzu kaybetmenize sebep olabilir. Burada anahtar kelimemiz: Disiplin. İnsan, doğası veya çevresel koşullar gereği zaman zaman motivasyonunu kaybedebilir. Disiplin, hedeflerinizi gerçekleştirmenizi sağlayacak asıl güç olarak sizi koruyacaktır.  Şimdi gelin, “Başarılı bir gayrimenkul danışmanı nasıl olunur?” sorusunun cevabını vermeye çalışalım

1)  PİYASAYI TANIYIN

Müşterilerinizi doğru yönlendirebilmeniz ve ihtiyaçlarına gerçekten cevap verebilmeniz için yeterli piyasa bilgisine sahip olmanız şarttır. Bunun için bölgenizde satılan, satışta olan veya kimi sebepler yüzünden satılamayan gayrimenkullerin fiyatlarına hâkim olmanız gerek. Doğru fiyatlandırma, satışın anahtarıdır. Bu nedenle portföyünüze aldığınız gayrimenkulün piyasa rayiç fiyatını bilmeli ve pazarlamasını buna göre yapmalısınız.

2) UZMANLAŞIN

Bölge veya konu, ne olduğu fark etmeksizin mutlaka kendinize bir alan belirleyin ve bu alanda uzmanlaşın. “Şehre hâkim olacağım, her yerde ev satacağım.” derseniz, yanılırsınız. Çünkü büyük bir şehrin her bölgesinin piyasa bilgisine sahip olmanız mümkün değildir. Bir bölgeye odaklanmanız ve buranın dinamiklerine hâkim olmanız siz ve müşteriniz için çok daha karlı olacaktır. Bölgenizde kimler oturuyor? O bölgenin değeri son yıllarda nasıl bir grafik çiziyor? Son dönemde ne kadar ev satıldı ya da kiralandı? Bunları bilmelisiniz.

Öte yandan, bir bölge yerine bir konuda uzmanlaşmayı da tercih edebilirsiniz. Örneğin; lüks konut gayrimenkul danışmanlığı, uzun süredir araştırdığım ve üzerinde uzmanlaşmayı hedeflediğim bir alan. Siz de kendinize bu ve benzeri spesifik konular belirleyebilirsiniz.

3) PROFESYONEL OLUN

Müşterileriniz ve iş arkadaşlarınız ile kurduğunuz ilişkiden, giyim tarzınıza ve duruşunuza kadar hayatınızın her alanında profesyonelliğinizi korumaya çalışmalı ve özellikle zaman yönetiminize özen göstermelisiniz.

Ve mutlaka işlerinizi kitabi yapın. Sözleşmesiz ve güvencesiz çalışmamaya dikkat edin!

4) DİJİTALLEŞİN

Modern pazarlama tekniklerini öğrenmek, yakın ve uzun vadede hem iş hem de kişisel hayatınızda size çok şey kazandıracaktır.

Gayrimenkul danışmanlığı, cep telefonunuz ile bir evin fotoğraflarını çekerek bir web sitesine yüklemek değildir. Bunu ev sahipleri de pekâlâ yapabilir. Sosyal medya pazarlaması, dijital pazarlama, network pazarlama gibi terimleri öğrenmeye çalışın. Fotoğraf ve video çekimlerinize özen gösterin. Gerekirse profesyonel bir ajansla iş birliği yapın. Emin olun, size getirileri verdiğiniz emeğe değecektir.

Girişken olmak, dinlemeyi bilmek, kişisel gelişime açık olmak, network oluşturmak gibi iş dünyasının yazılı olmayan ana kurallarını burada tekrar tekrar dile getirmeyeceğim. İşin özü şu: İyi bir gayrimenkul danışmanı olmak istiyorsanız insanların size güvenmesini sağlamak ve her mülkü kendi mülkünüz gibi sahiplenmek durumundasınız. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

Gayrimenkul sektörüne dair ayrıntılı bilgi edinmek ve beni daha yakından tanımak için sosyal medya hesaplarımı takip etmeyi unutmayın.

Diğer yazılarda görüşmek üzere ☺